Search
Close this search box.

GYNECOLOGY

Molluscum Contagiosum Nedir?

Molluscum contagiosum, genellikle çocuklarda ve bazen yetişkinlerde görülen, bulaşıcı bir cilt enfeksiyonudur. Bu durum, Molluscipoxvirus’un neden olduğu ve genellikle zararsız olan küçük, yuvarlak, inci benzeri kabartılar veya lezyonlar ile karakterizedir. Lezyonlar genellikle ağrısızdır ve vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkabilir, ancak çoğunlukla kollar, bacaklar, gövde, genital bölge ve yüzde görülür. Molluscum contagiosum virüsü (MCV), poxvirüs ailesine aittir ve dört farklı türü (MCV-1, MCV-2, MCV-3 ve MCV-4) bulunmaktadır. En yaygın olarak MCV-1 türü enfeksiyonlara neden olur.

 

Molluscum Contagiosum Nasıl Bulaşır?

Virüs, birkaç farklı yolla bulaşabilir:
Doğrudan Cilt ile Cilt Teması: Enfekte bir kişinin cilt lezyonlarına dokunmak, virüsün en yaygın bulaşma yoludur. Çocuklar arasında oyun oynarken veya spor yaparken ve yetişkinler arasında cinsel temas sırasında bulaşabilir.
Dolaylı Temas: Virüs, enfekte bir kişinin kullandığı eşyalar aracılığıyla da bulaşabilir. Bu eşyalar arasında havlu, giysi, oyuncaklar veya spor ekipmanları gibi kişisel eşyalar bulunabilir.
Otoinokülasyon (Kendi Kendine Bulaşma): Bir kişi enfekte bir lezyona dokunduktan sonra virüsü vücudunun başka bir yerine taşıyabilir. Örneğin, kaşıma veya sürtünme yoluyla virüsün yayılması bu şekilde gerçekleşebilir.
Cinsel Yolla Bulaş: Yetişkinlerde, Molluscum contagiosum cinsel temas yoluyla bulaşabilir ve genital bölgede lezyonlara neden olabilir.
Su Yoluyla Bulaş: Bazı durumlarda, yüzme havuzları gibi ortak kullanım alanlarındaki suyun virüsün bulaşmasında bir rol oynayabileceği düşünülmektedir, ancak bu bulaşma yolu kesin olarak kanıtlanmamıştır.

 

Molluscum Contagiosum’un Belirtileri Nelerdir?

Molluscum contagiosum’un belirtileri genellikle ciltte görülen özgün lezyonlar şeklinde ortaya çıkar. Bu belirtiler şunları içerebilir:
Lezyonlar: Enfeksiyonun en belirgin işareti, genellikle 2 ila 5 milimetre çapında olan küçük, yuvarlak ve genellikle ağrısız kabartılardır. Bu kabartılar bazen daha büyük olabilir ve genellikle etrafındaki cilde göre daha sert bir yapıya sahiptir.
İnci Benzeri Görünüm: Lezyonlar genellikle inci gibi parlak bir yüzeye sahiptir ve ortalarında çukur veya göbek benzeri bir çentik bulunur.
Renk: Lezyonlar genellikle cildin doğal renginde veya hafif pembe, beyaz, ya da kırmızımsı bir renk alabilir.
Gruplar Halinde Yerleşim: Lezyonlar tek başına veya küçük gruplar halinde bulunabilir ve bazen cilt üzerinde yayılabilir.
Kaşıntı ve Tahriş: Lezyonlar bazen kaşıntılı olabilir, özellikle sürtünme veya tahriş olmuşlarsa.
Molluscum contagiosum lezyonları genellikle zararsızdır ve ciddi sağlık sorunlarına neden olmazlar. Ancak, lezyonlar estetik endişelere veya sosyal stigmaya yol açabilir ve bazı durumlarda ikincil bakteriyel enfeksiyonlara neden olabilirler.

 

Molluscum Contagiosum Kimlerde Daha Sık Görülür?

Çocuklar: Özellikle 1 ila 10 yaş arasındaki çocuklar, virüsün bulaşmasına karşı daha yatkındır. Bu, çocukların sık sık cilt ile cilt temasında bulunmaları ve kişisel hijyen becerilerinin tam olarak gelişmemiş olması nedeniyle olabilir.
Egzama veya Atopik Dermatit Olan Kişiler: Cilt bariyeri bozuk olan kişilerde, molluscum contagiosum daha kolay yayılabilir.
Bağışıklık Sistemi Zayıflamış Kişiler: HIV/AIDS gibi bağışıklık sistemini baskılayan hastalıkları olanlar veya organ nakli gibi nedenlerle immünosupresif ilaçlar kullanan kişiler, molluscum contagiosum enfeksiyonuna karşı daha savunmasızdır.
Cinsel Aktif Yetişkinler: Cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon olarak, cinsel aktivite sırasında cilt ile cilt teması yoluyla bulaşabilir.
Sporcular: Özellikle güreş ve judo gibi cilt ile cilt temasının sık olduğu sporları yapan sporcular, bu virüsü kapma riski altındadır.
Sıcak ve Nemli İklimlerde Yaşayanlar: Bu tür iklimler, virüsün yayılması için uygun koşullar sağlayabilir.
Ortak Alanları Kullanan Kişiler: Yüzme havuzları, spor salonları ve okullar gibi ortak kullanım alanları, virüsün yayılmasına katkıda bulunabilir.

 

Molluscum Contagiosum Teşhisi Nasıl Konur?

Molluscum contagiosum teşhisi genellikle cilt üzerindeki lezyonların görünümüne dayanarak konulur. Dermatologlar veya kadın doğum uzmanları, aşağıdaki yöntemleri kullanarak teşhisi doğrulayabilir:
Görsel Muayene: Sağlık profesyoneli, tipik inci benzeri, göbekli lezyonları inceleyerek ve lezyonların sayısı, konumu ve dağılımını değerlendirerek teşhisi koyabilir.
Dermatoskopi: Bu, cilt lezyonlarını büyütmek ve daha detaylı incelemek için kullanılan bir cihazdır. Dermatoskop altında, molluscum contagiosum lezyonlarının merkezindeki tipik göbekli çukur daha net görülebilir.
Biyopsi: Nadiren, lezyonun görünümü tipik olmadığında veya başka cilt hastalıklarından ayırt etmek gerektiğinde, lezyondan bir örnek alınarak mikroskop altında incelenir.
PCR (Polimeraz Zincir Reaksiyonu) Testi: Çok nadir durumlarda, özellikle bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde, lezyondan alınan örneğin DNA’sını analiz ederek virüsün varlığını doğrulamak için kullanılabilir.
Çoğu durumda, molluscum contagiosum’un tipik lezyonları teşhis için yeterlidir ve invaziv testlere gerek kalmaz.

 

Molluscum Contagiosum Tedavisi Nasıl Yapılır?

Molluscum contagiosum tedavisi, sağlıklı bireylerde genellikle kendiliğinden sınırlı olduğu için bazen gerekli olmayabilir. Ancak, lezyonların görünürlüğü, altta yatan atopik hastalık ve bulaşmayı önleme isteği gibi konular tedaviyi gerekli kılabilir. Özellikle genital bölgedeki lezyonlar (penis, vulva, vajina veya anüs üzerinde veya yakınında) için tedavi genellikle önerilir. Bu bölgelerde lezyonlar bulunuyorsa, cinsel yolla bulaşan başka bir hastalığınız olma ihtimali olduğundan bir hekim tarafından yapılması gerekmektedir.
Fiziksel Çıkarma Yöntemleri:
• Kriyoterapi (Sıvı azot ile lezyonun dondurulması)
• Küretaj (Lezyonun çekirdeğinin delinmesi ve peynirimsi materyalin kazınması)
• Lazer Tedavisi
Bu yöntemler hızlıdır ve uzman hekim tarafından yapılmalıdır, lokal anestezi gerektirebilir ve işlem sonrası ağrı, tahriş ve yara izi gibi sonuçlara yol açabilir.

 

Molluscum Contagiosum Enfeksiyonu Kendiliğinden Geçer Mi?

Evet, molluscum contagiosum enfeksiyonu genellikle sağlıklı bireylerde kendiliğinden geçebilir. Bu virüsün neden olduğu lezyonlar, bağışıklık sistemi tarafından tanındığında ve müdahale edildiğinde, çoğu zaman tedaviye gerek kalmadan birkaç ay içinde iyileşebilir. Ancak, bu süreç kişiden kişiye değişiklik gösterebilir ve bazı durumlarda lezyonlar birkaç yıla kadar varlığını sürdürebilir.
Bağışıklık sistemi normal işleyen bireylerde, lezyonlar genellikle 6 ila 12 ay içinde kaybolur, ancak bu süreç bazen daha uzun sürebilir. Bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde ise lezyonlar daha dirençli olabilir ve tedavi olmadan geçmeyebilir.
Lezyonların kendiliğinden iyileşmesini beklerken, bulaş riskini azaltmak için lezyonlara dokunmaktan kaçınmak ve kişisel eşyaların (havlu, giysi vb.) paylaşılmaması önemlidir.

 

Molluscum Contagiosum Enfeksiyonundan Sonra Bağışıklık Kazanılır Mı?

Molluscum contagiosum enfeksiyonundan sonra kişinin bağışıklık kazanıp kazanmadığı konusunda bilimsel bir fikir birliği yoktur. Bazı insanlar enfeksiyon geçirdikten sonra bir miktar bağışıklık geliştirebilir, ancak bu bağışıklığın ne kadar süreceği ve ne kadar etkili olacağı kişiden kişiye değişebilir.
Molluscipoxvirus’un farklı türleri olduğundan, bir türüne karşı gelişen bağışıklık diğer türlerine karşı koruma sağlamayabilir. Ayrıca, bağışıklık sistemi enfeksiyonu hafızasında tutabilir, ancak bu, kişinin yeniden enfeksiyon kapmayacağı anlamına gelmez. Özellikle çocuklar ve bağışıklık sistemi zayıflamış bireyler, enfeksiyonu tekrar kapabilir.
Enfeksiyon geçiren kişilerin, özellikle cilt lezyonları tamamen iyileştikten sonra, hijyen uygulamalarına dikkat etmeleri ve enfeksiyonun yeniden bulaşmasını önlemek için gerekli önlemleri almaları önemlidir.

 

Molluscum Contagiosum ile İlişkili Komplikasyonlar Nelerdir?

Molluscum contagiosum genellikle zararsızdır ve ciddi sağlık sorunlarına yol açmaz, ancak özellikle bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde bazı komplikasyonlar meydana gelebilir.
Sekonder Bakteriyel Enfeksiyonlar: Lezyonlar kaşındığında veya tahriş olduğunda, bakterilerin girmesine ve enfeksiyon oluşmasına yol açabilir. Bu durum kızarıklık, şişme ve ağrı gibi belirtilerle kendini gösterebilir.
Ciltte İz Kalması: Lezyonların kazınması veya yanlış tedavi uygulanması ciltte iz bırakabilir.
Egzama: Molluscum contagiosum lezyonları, özellikle atopik dermatiti (egzama) olan kişilerde ciltte ekzematöz reaksiyonlara neden olabilir.
Lezyonların Yayılması: Lezyonlara dokunulduktan sonra virüsün vücudun diğer bölgelerine yayılması (otoinokülasyon).
Göz Problemleri: Nadiren, lezyonlar göz çevresinde gelişirse, konjonktivit gibi göz problemlerine yol açabilir.
Psikolojik Etkiler: Lezyonların görünümü, özellikle yüz ve genital bölgede bulunduğunda, kişinin özgüvenini ve sosyal etkileşimlerini olumsuz etkileyebilir.
Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklarla İlişkili Risk: Genital bölgedeki lezyonlar, cinsel yolla bulaşan diğer hastalıkların varlığına işaret edebilir ve bu hastalıkların bulaşma riskini artırabilir.

Molluscum Contagiosum Enfeksiyonundan Korunmak İçin Neler Yapılabilir?

Molluscum contagiosum enfeksiyonundan korunmak için alınabilecek önlemler şunlardır:
Kişisel Temasın Sınırlanması: Enfekte kişilerle doğrudan cilt temasından kaçınmak, virüsün bulaşmasını önlemenin en etkili yoludur.
Kişisel Eşyaların Paylaşılmaması: Havlu, giysi, tıraş bıçağı gibi kişisel eşyaların paylaşılmaması gerekir.
Cilt Bütünlüğünün Korunması: Ciltteki kesikler, çizikler veya diğer yaralar enfeksiyon riskini artırabilir. Bu nedenle cilt bütünlüğünün korunması önemlidir.
Hijyen: Düzenli el yıkama ve cilt temizliği, virüsün yayılmasını önlemeye yardımcı olabilir.
Ortak Alanlarda Dikkatli Olmak: Yüzme havuzları, spor salonları ve diğer ortak kullanım alanlarında kişisel hijyen önlemlerine dikkat etmek ve bu alanlardaki eşyaların temizliğinden emin olmak önemlidir.
Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlardan Korunma: Cinsel yolla bulaşan molluscum contagiosum enfeksiyonundan korunmak için güvenli cinsel ilişki uygulamaları önemlidir.
Lezyonların Örtülmesi: Eğer lezyonlar varsa, bulaşmayı önlemek için onları bant veya giysi ile örtmek faydalı olabilir.
Egzama veya Diğer Cilt Hastalıklarının Yönetimi: Egzama gibi cilt hastalıkları olan kişiler, cilt bariyerini güçlendirmek için uygun tedaviyi almalıdır.
Çocukların Eğitimi: Çocuklara, enfekte kişilerle temas etmemeleri ve kişisel eşyalarını paylaşmamaları konusunda eğitim vermek.
Cilt Lezyonlarının İzlenmesi: Mevcut lezyonların büyümesini ve yayılmasını önlemek için düzenli olarak izlemek ve gerekirse tedavi etmek.

Molluscum Contagiosum Tedavisi

Herbir lezyonun üzeri fraksiyonel lazer ile açılır ve içerisindeki peynirimsi madde hafifçe sıkılarak çıkarılır. Kliniğimizde Fraksiyonel Lazer ile Molluskum Tedavisi yapılmaktadır.

Endometrial Polipler ( Rahim Polipleri )

Endometrial polipler ( rahim polipleri ) rahimin en iç tabakasından gelişen bazen tek, bazen birden fazla ve çoğunlukla iyi huylu lezyonlardır. Endometrial polip gelişiminden östrojen hormonu sorumlu tutulmaktadır. Tıbbi olmayan bir ifade ile anlatmak gerekirse polipler rahim içinden gelişen iyi huylu mercimek ya da nohut tanesi şeklinde bir et parçalarıdır. Kansere dönüşme olasılıkları vardır ama düşüktür (5/1000). Kansere dönüşme ihtimali, hastanın yaşına, diyabet ve hipertansiyon gibi kronik bir hastalığa sahip olup olmamasına ve kilosuna bağlıdır. İleri yaşta ve kilolu kadınlarda kansere dönüşme ihtimali gençlerden çok daha yüksektir.
Rahim içi polipler zannedildiğinden sık gözlenir. Her 100 kadından 15 inde endometrial polip vardır. 20 yaş altında nadiren görünür. Özellikle 40-50 yaş arasında daha yüksek oranda izlenirler

Endometrial Polipler Nasıl Belirti Verir?

Endometrial polipler çoğu zaman belirti vermez. Belirti verdiğinde ise en sık düzensiz vajinal kanamalar ile kendini gösterir. Adet düzensizliği olan kadınlar incelendiğinde bunların %30 unda endometrial polipler saptanır. Polipler adetten önce ve adetten sonra gözlenen kahverengi akıntı ile de kendini gösterebilir. Polipler ağrı yapmaz ama kanama düzensizliği yaparak adet sancısında yaşanan ağrıların oluşmasına sebep olabilir. Kahverengi akıntı başka hastalıklarda da gözlenebilir. Bu yüzden böyle bir belirti varlığında hastanın deneyimli bir jinekolog tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Polipler rahim içinde değişik boyutlarda ve değişik sayılarda ve değişik yerlerde gelişebilirler. Düzensiz kanama yaptıkları için, spiral gibi yabancı cisim reaksiyonu oluştururlar, sperm geçişini tıkayabilirler, embriyonun rahime tutunmasına engel olabilirler ve neticede hamileliğe engel olabilirler. Nadiren polip varken de hamilelik olabilir. Ama polip olduğu biliniyorsa gebelik planlanmadan önce poliplerin alınması gebelik şansının artırılması için uygun olacaktır.

Endometrial Polip Tanısı Nasıl Konur?

Endometrial polip tanısı koyabilmek için gelişmiş bir ultrason cihazına ve bu konuda tecrübeli bir jinekoloğa ihtiyaç vardır. Ultrason ile tam tanı konamayan durumlarda rahim içine serum fizyolojik verilerek yapılan bir test (SİS) ile tanı doğrulanabilir. Rahim filmi (HSG) çekilerek rahim polipleri tanınabilir. Tanı amaçlı yapılan histeroskopi ile de endometrial polipler görülebilir.

Endometrial Polipler Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Polipler rahim içinde değişik boyutlarda ve değişik sayılarda ve değişik yerlerde gelişebilirler. Düzensiz kanama yaptıkları için, spiral gibi yabancı cisim reaksiyonu oluştururlar, sperm geçişini tıkayabilirler, embriyonun rahime tutunmasına engel olabilirler ve neticede hamileliğe engel olabilirler. Nadiren polip varken de hamilelik olabilir. Ama polip olduğu biliniyorsa gebelik planlanmadan önce poliplerin alınması gebelik şansının artırılması için uygun olacaktır.

Endometrial Polipler Nasıl Tedavi Edilir?

Endometrial poliplerin tedavisinde histeroskopi kullanılır. İnce uzun bir kamera ile rahim içine girerek yapılan bir yöntemle yapılır. Polipler rahim içini görmemize yarayan histeroskopi adı verilen cihaz ile önce incelenir, sonrasında ya makas ya da enerji akımı kullanılarak sapından kesilip alınır. Alınan parça risk değerlendirilmesi için patoloji birimi tarafından incelemeye alınır. Polip küretaj yöntemi ile de rahimin içinden çıkarılabilir. Ancak bu yöntem körlemesine yapılan bir işlem olduğu için polipin ne kadarlık kısmının çıkarıldığını ne kadarlık kısmının geride kaldığını anlamak imkânsızdır.

Polip ameliyatı (histeroskopi) günübirlik girişim şeklinde yapılır. Uzun süre hastanede yatılması gerekmez. Ameliyattan önce 6 saat açlık yeterlidir. Sedasyon ile operasyon gerçekleştirilir. İşlem ortalama 10-15 dakika sürer.
Hasta uyandıktan ve kendine geldikten sonra 3-4 saat içinde hastaneyi terk edebilir. Ertesi gün normal hayatına devam edebilir. İşlemden sonra birkaç gün az miktarda kanaması olabilir. Poliplerin tekrarlama riski vardır bu nedenle periyodik kontroller yapılması uygundur. Polip ameliyatı sonrası adet düzensizliği düzelir ara kanamalar geçer ve kanamaların miktarı azalır. Histeroskopi sonra kanama bittikten sonra cinsellik başlayabilir.

Endometrial polipler bitkisel tedavisi, soğan suyu kürü, hacamat ve aroma terapi gibi tuhaf yöntemler ile tedavi edilemezler. Bu yöntemler para ve zaman kaybına neden olurlar.

Meme kanseri tedavisinde 5 yıl boyunca kullanılması gereken Tamoksifen ilacının endometrium üzerine etkisi vardır ve endometriumun kalınlaşmasına yol açar. Bu kalınlaşmanın derecesi ve beraberinde polip olup olmadığının tespiti önemlidir. Çünkü Tamoksifene bağlı rahim kanseri gelişebilir. Menopozda normal endometrium kalınlığı 4 mm’dir. Endometrial kalınlaşma varsa ve özellikle de beraberinde fazla ya da düzensiz kanama varsa endometrial biopsi alınması ve çıkartılan materyalin mutlaka patolojik incelemeye gönderilmesi gereklidir.

Düzensiz kanamalarınız varsa, adet miktarınız fazla ise, adetten önce ya da sonra kahverengi lekelenme şeklinde kanamalarınız oluyorsa, iki adet dönemi arasında ara kanama şeklinde kanamalarınız oluyorsa, hamile kalmakta güçlük çekiyorsanız endometrial polip (rahim polipi) açısından muayene olmanız gerekir.

İdrar Kaçırma – İnkontinans Nedir?

 

İdrar kaçırma, kişinin idrarını istemsiz olarak tutamaması ve zamansız idrarını boşaltmasıdır. 30 yaşın üzerindeki her beş kadından biri az ya da çok idrar kaçırma problemi ile karşı karşıyadır. 65 yaşından sonra ise neredeyse her 3 kadından birinde idrar kaçırma görülür. İdrar kaçırma özellikle kadınlar arasında tahmin edilenden çok daha yaygındır ve bu durum hastaların çoğunda psikolojik ve sosyolojik ilişkilerde kısıtlanmaya yol açar.

Kadınlarda idrar kaçırma sorunu erkeklere oranla daha yaygın görülmektedir.

Bunun nedeni:

İdrar kaçırma sorunu artık orta ve genç yaştaki insanlarda düşünüldüğünden daha çok karşımıza çıkabilmektedir. İdrar kaçırma problemi, kişinin günlük yaşamını ve hayat kalitesini de olumsuz yönde etkiler. İdrar kaçırma problemi çok yıpratıcıdır. Sürekli ıslaklık ve koku endişesiyle rahatsızlık hissi olur ve kişiyi toplumdan soyutlayarak depresyona yol açabilir.

İdrar kaçırma genel olarak 4 gruba ayrılmaktadır.

Stres tipi idrar kaçırma

Stres tipi idrar kaçırma kadınlarda en sık görülen idrar kaçırma tipidir. Öksürme, hapşırma, gülme, ağır kaldırma ve egzersiz gibi karın içi basıncı arttıran durumlarda idrar kaçışı olur.

Stres tipi idrar kaçırmanın nedenleri:

Taşma tipi idrar kaçırma

Taşma tipi idrar kaçırma genelde yaşlılarda görülür. Mesanenin sinir ağında patoloji vardır. Ayrıca idrar yaparken idrar çıkışı için gevşemesi gereken mesane kapağı yeterince gevşeyemez. Gevşeme olmadığı için mesane tam olarak boşalamaz. Bununla birlikte sinir ağındaki patoloji nedeni ile mesane idrarla dolduğunu da anlayamaz. Sıkışıklık hissi olmaz ve sızıntı şeklinde idrar kaçışı olur.

Taşma tipi idrar kaçırma nedenleri:

Sıkışma tipi idrar kaçırma

Sıkışma tipi idrar kaçırma ani ve yoğun olarak idrara çıkma isteği ve istemsiz idrar kaçırma olarak tanımlanır.

Sıkışma tipi idrar kaçırma nedenleri:

Karışık tip idrar kaçırma

Karışık tip idrar kaçırma stres idrar kaçırma ile sıkışma idrar kaçırmanın bir arada olduğu durum olarak tanımlanır. Örneğin hasta öksürdüğünde ya da hapşırdığında, bazen de ani bir sıkışma hissi sonrasında idrarını kaçırabilir. Kadınlarda daha sık görülür.

Karışık tip idrar kaçırmanın nedenleri:

Lazer ile İdrar Kaçırma Tedavisi Nedir?

Lazer ile idrar kaçırma tedavisi, orta ve hafif idrar kaçırma sorunu olan kadınlarda tercih ettiğimiz herhangi bir yan etkisi olmayan, ameliyatsız, dikişsiz ve ağrısız bir yöntemdir. Lazer ile idrar kaçırma tedavisi özellikle sıkışma tipi idrar kaçırma sorunu olan kadınlarda çok etkilidir. Lazer olarak Fraksiyonel Karbondioksit Lazer kullanılmaktadır.

Lazer ile İdrar Kaçırma Tedavisi Nasıl Yapılır?

Lazer ile İdrar Kaçırma Tedavisi Fiyatları Nedir?

Sağlık Bakanlığının kuralları gereği internet sitesinden lazer ile idrar kaçırma tedavisi fiyatını yayınlayamıyoruz. Ancak merkezimizi arayarak fiyat alabilirsiniz. Lazer ile idrar kaçırma tedavisi fiyatlarımız gizli değildir. Dileyen hastalarımıza telefonla arayarak işlem ile ilgili fiyat bilgisi alabilirler. Silivri’de bulunan Dr. Eser Ağar Sağlık Merkezi’nde Lazer ile İdrar Kaçırma Tedavisi, Lazer ile Vajina Daraltma ve Lazer ile Renk Açma işlemleri uygulanmaktadır. Ayrıntılı bilgi ve randevu almak için 0 (212) 728 63 61 numaralı telefonu arayabilirsiniz.