Son İletiler

Sayfa: « 1 2 3 4 5 6 7 »
51
Genital Siğil / Teorik Bilgi
« Son İleti Gönderen: Dr.Eser AĞAR Kasım 20, 2017, 04:12:05 ÖS »
Genital Siğil

Genital siğiller, HPV'nin (human papilloma virüs) hücre DNA'sına yerleşmesiyle ortaya çıkar. Virüs taşıyan ve lezyonlu olan kişinin partnerine temasıyla bulaşır. Bunlar yüzeyde kabarık, koyu kahverengi, irili ufaklı bazen kanayabilen, çabuk yayılım gösteren karnıbahar görünümündeki ağrısız oluşumlardır. Siğiller genellikle genç erişkin grupta görülür. Ortalama başlangıç yaşı 16-25'tir. Siğiller enfeksiyon alındıktan 1-6 ay sonra gelişir. Ancak virüs çoğalması genellikle 6-9 aydır. HPV adı verilen virüs kültür ortamlarda belirlenemiyor. Moleküler biyoloji tetkikleri ile tespit ediliyor. 70'den fazla tipi bulunur. HPV cinse yollu bulaşır. Genital kanserlerin oluşumunda etkili olduğu bilinmektedir. Dünyada seksüel olarak aktif kadınların yüzde 30'unun HPV virüsünü taşıdığı düşünülmektedir. Vajinal, anal ilişki veya herhangi bir cinsel temas sırasında hastalıklı kişiyle doğrudan temas yoluyla bulaşıyor. Çoğunlukla semptomsuz seyrettiği için kadın ve erkeklerde gerçek görülme sıklığının bilinmesi güçtür.

Sinsi bir hastalık !

Siğiller vücudun her tarafında çıkabilirler. Ama genital bölgede görülen siğiller diğerlerinden farklıdır. Sinsi bir biçimde yayılırlar. Kıl batmalarının siğillerle bir ilgisi yoktur. Genital siğiller tek tek görülebildikleri gibi çok büyük boyutlara da ulaşabiliyorlar. Hastalık genellikle belirti vermiyor. Hastalar farklı şikayetlerle geliyorlar. Bazı hastalarımızda tedaviye yanıt vermeyen vajinal yanma, kaşıntı yakınmaları gözlüyoruz. Bazıları ağrılı cinsel ilişkiden yakınıyor. Bazılarında da sık sık tekrarlayan genital siğil şeklinde ortaya çıkıyor. Hastalarımızın öyküsünü dinlediğimizde bir bölümünün de siğili olan bir cinsel partneri olduğunu öğreniyoruz.

Nerelerde görülüyor?

Siğiller dış cinsel organlarda, vajinada rahim ağzında, makat ve idrar kanalı çevresinde görülebiliyor. Genital siğillerin teşhisi pap smear testiyle saptanabiliyor. Genital siğile neden olan virüsler içinde bazılarının kansere yol açtığı biliniyor. HPV tip 16, 18, 31, 33, 35 rahim ağzı kanserlerinden sorumludur. Virüs DNA'ya yerleştiği için hiçbir zaman tam anlamıyla vücuttan atılamıyor.

Tedavisi nasıl yapılıyor?

Sinsi seyreden bu hastalığa yakalanan hastalarımızda eğer siğil varsa elektro koterle yakıyoruz. Siğilin her zaman tekrarlama riski var. Yakma dışında "5-Fluorourasil" isimli bir anti kanser ilacıyla, "podofilin" denilen bir başka ilacı siğillerin üzerine sürerek tedaviyi sürdürüyoruz. En az 3 hafta bu tedavi sürüyor. Siğiller tekrarlarsa hastaları düzenli olarak takip ediyoruz. Tedavi sırasında cinsel ilişkide bulunulmaması veya prezervatif kullanılmasını öneriyoruz.

Bir çok kişi taşıyıcı

HPV virüsü taşıyan birçok kadında genital siğiller gözlenmiyor. Hasta taşıyıcı oluyor. Erkeklerde de penis üzerinde görülebiliyor. Bu yüzden cinsel olarak aktif kadınlara yılda bir kez pap smear testi yaptırmalarını önermekteyiz. Güvenilir bir cinsel partnerle birlikte olmak, prezarvatif kullanmak da önlemler arasında yer alıyor.
52
Normal Vajina Akıntısı / Teorik Bilgi
« Son İleti Gönderen: Dr.Eser AĞAR Kasım 20, 2017, 04:09:29 ÖS »
Normal Vajina Akıntısı

Jinekoloji kliniklerinde sıklıkla görünen sorun vajina akıntısıdır. Ancak her vajina akıntısı anormal veya bir enfeksiyonun semptomu olarak kabul edilmemelidir. Tipik olarak, normal vajina akıntı ya farkedilmez ya da çamaşırda hafif bir renk değişikliğine neden olabilir. Normal akıntı renksiz, kokusuz, beyaz, kimi zaman yumurta akı kıvamında bir akıntıdır ve pH ’ı 4.5 dan küçüktür. vajina akıntısının miktarı ve şekli çeşitli faktörlere bağlı olarak farklılıklar gösterebilir; örneğin, menstrüel siklusun fazına göre niteliği değişebilir. Ovulasyon öncesi endoservikal glandlardan salgılanan ince, servikal mukus artarak vajinal akıntısının artışına neden olur. Bu artış ovulasyon sırasında doruk noktasına ulaşır, bir sonraki menstürasyona kadar giderek azalır.

Normal vajina akıntısına neden olan faktörler:

Yaş:
Cinsel aktif yaşlardaki kadınlarda vajen akıntısı ileriki yaşlardaki kadınlara göre daha fazladır.

Parite:
Doğumu izleyerek vajinal akıntı artabilir ve yıllarca devam edebilir.

Kontraseptif yöntem:
Bariyer öntemler, spermisit kremler, köpükler vajina akıntısını arttırabilir. Kombine oral kontraseptif veya mini hap kullananlarda ise normalden daha az vajen akıntısı vardır ve bu kişilerde siklus gününe göre değişilkik olmaz.

Vajinal duş:
Vajinal duş her ne kadar başlangıçta vajen akıntısını azaltır gibi görünse de kimyasal irritasyon ile normal ve patojen mikrofloranın tekrar gelişmesine neden olarak akıntıyı arttırır.
53
Sezaryen Doğum / ANKET
« Son İleti Gönderen: Dr.Eser AĞAR Kasım 20, 2017, 03:16:20 ÖS »
Diğer şeklinde oy kullananlar lütfen gönderiye sebep belirtsinler, seçenekleri değiştirebiliriz.
54
Sezaryen Doğum / Sezaryen Ameliyat Nedir?, Kimlere Yapılır?
« Son İleti Gönderen: Dr.Eser AĞAR Kasım 20, 2017, 03:11:12 ÖS »
Sezaryen Ameliyat Nedir?
Sezaryen ameliyat normal doğumun mümkün olmadığı durumlarda karından bir kesi yaparak bebeğin doğurtulmasıdır.

Kimlere Sezaryen Yapıyoruz?
1)Fetal Distres (Bebeğin oksijensiz kalması)
2)Daha önceden sezaryen ile doğum yapılması
3)Geçirilmiş uterus cerrahisi (Daha önceden miyomektomi, ya da rahim anomalisi ameliyatı geçirmiş olmak)
4)Kordon Sarkması
5)Sefalopelvik uygunsuzluk (Bebeğin başının anne çatısı ile uyumsuzluğu)
6)İri fetüs (3900 gram ve üzeri)
7)İlerlemeyen travay (Doğumun bir evrede takılıp ilerleyememesi)
8)Makat geliş (Bebeğin önde gelen kısmının popo olması)
9)Plasenta anomalileri (Previa, Percreata vb.)
10)Annenin normal doğumdan aşırı derecede korkması
55
Normal Doğum / Doğum Hikayeleri
« Son İleti Gönderen: Dr.Eser AĞAR Kasım 20, 2017, 03:05:03 ÖS »
Hadi herkes doğum hikayelerini anlatsın  :)
Yalnız sizlerden bir ricam var, eğer anınız kötü ise lütfen doktor ismi vermeyelim.
Hukuki açıdan cezai bir yaptırım ile karşı karşıya kalmayalım.
56
Normal Doğum / Doğum Başlarsa
« Son İleti Gönderen: Dr.Eser AĞAR Kasım 20, 2017, 03:01:15 ÖS »
Normal Doğum

Gebelerin su gelmesi, ağrıların veya kasılmaların başlaması, bebek hareketlerinin azalması, her türlü kanama gibi acil durumlarda zaman gözetmeksizin doktorlarına başvurmaları gerekmektedir. Gebe hastalarımızın izlemleri esnasında kliniğimize başvurmaları gereken durumlar Dr.Eser Ağar tarafından detaylı bir şekilde anlatılmaktadır.

Doğum için başvuruya gelirken bilinmesi gerekenler

Hastaneye başvurmanız gereken yukarıda sayılan acil durumlarda olası acil müdaheleler gerekebileceğinden, anne adaylarının su içmemeleri ve yemek yememeleri gerekmektedir. Doğumhaneye başvurduktan sonra muayene ve gerekli tetkikleri yapan doktorunuz size bu konuda bilgi verecektir. Gebelik esnasında yapılan testleri ve bölümümüz dışında yapılan tetkikleri hastaların yanında getirmesi önemlidir.


Doğum, 9 aylık kimi zaman zor çoğu zaman eğlenceli heyecanlı bekleyişin son noktası, duyguların umutların zirve yaptığı kutsal bir başlangıçtır.

57
Bebek Gelişimi / Teorik Bilgi
« Son İleti Gönderen: Dr.Eser AĞAR Kasım 20, 2017, 02:58:11 ÖS »
58
Hamilelikte Zeka Testi / FETAL HÜCRE DNA TESTİ
« Son İleti Gönderen: Dr.Eser AĞAR Kasım 20, 2017, 02:45:54 ÖS »
NIPT (FETAL HÜCRE DNA TESTİ)
Fetal Hücre DNA testi, bebek DNA’sında fazla ya da eksik genetik bilgiden kaynaklanan Down sendromu ve diğer belirli genetik durumları tarayan bir non-invaziv prenatal testtir (genellikle NIPT olarak adlandırılır). NIPT anneden az miktarda kan almayı içerir ve 10. haftadan itibaren yapılabilir. Sonuçlar 10 iş günü içerisinde alınabilir. NIPT geleneksel tarama metodlarından daha yüksek başarı oranına sahiptir ve amniyosentez gibi invaziv (girişimsel) prosedürlerin aksine anne veya bebek için düşük riski oluşturmaz.
NIPT ne taraması yapar?

NIPT doğumda en sık görülen üç trizomi durumu olan Down sendromu, Edwards sendromu ve Patau sendromunun tespiti için tarama yapar. Bağımsız doğrulama çalışmaları NIPT testinin bu durumların tespitinde >%99 başarı oranına sahip olduğunu göstermiştir. NIPT ayrıca delesyon sendromları ve cinsiyet kromozomları anöploidileri gibi diğer genetik durumlar için test opsiyonları sunar. Unutmayın, herhangi bir genetik test yaptırmadan önce her zaman test edilecek koşulları tamamıyla anlamak için yetkin bir sağlık personeline danışmak önemlidir.
59
Hamilelikte Zeka Testi / Teorik Bilgi
« Son İleti Gönderen: Dr.Eser AĞAR Kasım 20, 2017, 02:40:54 ÖS »
Hamilelikte Zeka Testi

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlarının gebelik takibinde önem verdiği konuların başında Down Sendromu gelir. Down Sendromu genetik bir hastalıktır. Bu hastalık anneden bebeğe geçen 21. Kromozomdaki bölünmeme ve bunun sonucunda 21. Kromozomun normalde iki adet olması gerekirken, 3 adet olması neticesinde meydana gelir. “Trizomi 21” adıyla da adlandırılır. Bu sendrom ile doğan bebeklerde, zeka geriliği, konjenital kalp yetmezliği, gastroözafagal reflü, tekrarlayan kulak enfeksiyonları, obstürktif uyku apnesi ve tiroid bozuklukları, burun kemiğinde basıklık, dilde sarkma mevcut olabilir. Yüz görünümü Moğollara benzediği için hastalık Mongolizm olarak da bilinir.

Hamilelik sırasında bebekte bu hastalığın olup olmadığını anlamak çok zordur. Kesin tanı sadece bebeğin içinde yaşadığı sıvıdan iğne ile örnek alarak konabilir. Bu işleme Amniyosentez denir. Amniyosentez dışında hiçbir test kesin olarak tanı koydurmaz. Diğer taraftan, amniyosentez riskli bir işlemdir. Gebeliğin düşmesine sebep olabilir. Bu sebeple her hamileye bu test yapılmaz. Hal böyleyken fikir sahibi olmak için bazı kan testleri geliştirilmiştir. Kime amniyosentez yapıp kime yapmayacağımıza karar vermek için ultrason eşliğinde yapılan bazı hormonal testler bize hastalık hakkında bir fikir verir. Bu testler İkili Test, Üçlü Test ve Dörtlü Testtir.

Halk arasında zeka testi olarak bilinen bu testler aslında bebeğin zekasını ölçmez; bebekte zeka geriliğine sebep olan Down Sendromunun tanısında bize yardımcı olur. Bu testlerde yüksek risk çıkması bebeğin Down Sendomlu; Riskin düşük çıkması Down Sendromlu olmadığı anlamına gelmez. Sadece kime amniyosentez yapıp, kime yapmayacağımıza karar vermek amacı ile kullanılırlar.


    Son yıllarda bebeğin, anne kanına karışan hücrelerini bulup, bu hücrelere genetik inceleme yapılmasına imkan veren NIPT testleri yaygınlaştı. Bu test ile bebekte down sendromu ve buna benzer 17 farklı genetik hastalığı %99,5 başarı oranı ile tespit edebilmekteyiz.
60
Down Sendromu Hakkında / Teorik Bilgi
« Son İleti Gönderen: Dr.Eser AĞAR Kasım 20, 2017, 02:36:47 ÖS »
Mutsuz Doktor! Çaresiz Hasta!
(e-ha haber ajansının yayınladığı haberden alıntıdır)

Elektronik Haber Ajansı (e-ha) muhabirinin edindiği bilgiye göre, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr.Eser Ağar, Sağlık Bakanlığı’nın kanun çıkararak hekimlere zorunlu mesleki sorumluluk sigortasını şart koşması ile birlikte doktorlara karşı açılan tazminat davalarında son yıllarda ciddi artış meydana geldiğini bildirdi.

Dr.Eser Ağar yaptığı açıklamada, “Eskiden hasta doktora güvenirdi. Doktor kendine daha geniş alan bulurdu, insiyatif alırdı, hasta üzülmesin diye bazı düşüncelerini içinde saklardı. Açılan tazminat davaları hekimleri korkuttu, insiyatif almaz oldular ve suçlanmamak adına olabilecek en kötü sonuçlar hasta ile paylaşılıyor ve hasta sorumluluğu tek başına yüklenmek zorunda kalıyor. Hastanın hastalığı hakkında bilgi edinmesi en doğal hakkı, ancak bunun da bir sınırı olmalı.” dedi.

Dr.Eser Ağar konu ile ilgili olarak,”Hamilelere yapılan ultrason incelemesinde bebeğe ait bütün bulgular normal olsa bile bebeğin down sendromlu doğma ihtimali olduğunu işaret eden Ağar, ne kan tahlilleri ne de aylık ultrason incelemelerinin kesin sonuç vermeyeceğini, kesin sonuç elde etmek için amniyosentez yani, bebeğin içinde yaşadığı sıvıdan iğne ile örnek alıp kromozom tahlili yapmak gerektiğini belirtti. Dr.Ağar amniyosentez sonucunda her 300 hamileden birisinin düşük yapma ihtimali olduğunu, yeni kanunlara göre doktorun bu bilgiyi hastaya sunmak ve bir seçim yapmasını istemek zorunda olduğunu bildirdi.


    Dr.Ağar “Hasta kaderine razı olmak ile amniyosentez arasında gidip geliyor. Doktor, bu bilgiyi hastaya vermezse ve bebek down sendromu ile doğarsa yasalar karşısında suçlu kabul ediliyor. Diğer yandan bu bilgi hasta ile paylaşıldığında hastanın yaşayabileceği psikolojik baskıyı ve çaresizliği tahmin etmek çok güç değil. Sonuç olarak yeni sistemde hem doktorlar hem de hastalar mutsuz.” şeklinde konuştu.
Sayfa: « 1 2 3 4 5 6 7 »